sesin derin deniz mavisi
hayatsın diyorum hayatımız geçiyor gözlerimin önünden ne kadar kısa ne kadar çok ;
çıkıp gitmelerimiz, seviştiklerimiz, şişe şişe şarap içmelerimiz.
her şey bizi bekliyor her şey gelmemizi ve sen dokundukça herşey tekrarlıyor seni ne çok sevdiğimi...
sevmek...seni sevmek ne uzun kelime!
gözlerin gördüğüm en son ışık hüzmesi
hayatsın diyorum; hayatımsın bunu böyle bil deyip aşkın dikenli tellerine takılıyorum
göl kenarında bir gecede suya yansıyan ışıkları izlerken fark ediyorum yine gölü ve yansıyan ışıkları seni düşününce sevdiğimi.
susunca seni susuyor, uyuyunca seni uyuyorum...
sevmek...seni sevmek ne uzun kelime!
ellerin uçurum kenarlarında açan çiçek
hayatsın deyip hayatımızı düşünüyorum; sonra hiç hayal kurmak gelmiyor içimden
acım her geçen gün dibe akıp orda büyüyor , sevgimse bir o kadar güçlü seninle,
tutunduğum tek dal sensin deyip suç oluyorum
oysa bu aşkta kimsenin suçu yok sevgili...
sevmek... seni sevmek ne uzun kelime!
tenin tenimde nefesim
hayatsın deyip tüm kapıların ardında kalıyorum ,
hayat uzun diyenlerin yalanına kanmayıp gözlerini bir çırpıda içiyorum sonra
oysa hayat kısa sevgilim
aşkımız hoyrat
özlem..hep özleminle kalıp , gittiğim her yerde hep şunu tekrarlıyorum;
sende olacaktın ki şimdi!
sensiz geçen hiç bir an yok, bir yağmur yağıyorsa, bir güneş açıyorsa hep seninle.
ve ben hep senin , herşeyimle seninim.
sonra herşeye rağmen deyip parantez açıyorum olric
(Oturup kelimelerle oynayasım var..
Nedenini bilmediğim bir güç "O"nu yazmaya itiyor beni...ama aylardır susuyorum...
Geceler boyu düşüncelerimi eksenine alan, kelimelerime zincir vuran,
bakışlarımda kaybolan, hayallerime hapsolan, hüznüm kokan ,canımı yakan,
dünümken yarınıma sarkan, yok olması gerekirken her gün daha çok var olan,
tüm ışıklarımı karanlığa boğup sonra tekrar yakan,
en kötüsü de beni yok edip umarsızca ben olan o adamı seviyorum olric
içimde, sonu yok hakkın değil bu aşk diyen onca sese rağmen
mutluyum deyip yaşamayı seçiyorum...
Serzenişlerin bir çığ olduğu bir kaç satır, bol acılı çeyrek porsiyon,
her yanı kemirilmiş tarihi geçmiş anılar..
Belki de şahidi olmayan halüsünasyon denilebilecek yaşanmışlıklar..
Tek gerçeği miş-li yüklemlerle bezenmiş geçmişte kalanlar mı kalacak bizden geriye diye diye kesiyorum kendimi...
sonra biribirimize her baktığımızda gördüğüm aşkla ve buruklukla titriyor içim olric
böyle zamanlarda hep şu sözleri tekrarlıyorum içimden;
"inan dokunduğum bir koku bu ; ellerime inan!"
sonra dokun bana öyle yavaş... affetmek yok...unutmak yok...
kalbin üzerinde unutulmuş bir el gibi dokun, göreceksin daha çok seveceğim seni...
ellerimi kimseye verme ve uyutma beni olric, ninniler büyütmuyor çünkü hiç.
içerde bir çocuk uyuyor onun kokusunda bile seni buluyorum
ve sonra ; sen biraz daha uyu,
biraz daha hayatta kal diye tutunduğum rüyalar içimden yollara dökülüyor!
bir nefes daha teninle alıp geleceği görüyorum olric
kayıp duruyor avuçlarımdan... zamansa örtmüyor belirsizliği ;
sen zamanla bana sokak satıcılarından pamuk şekerler alırsın belki.
belki bana bir adres bile satın alırsın içinde ikimizin özgürce dolaşabildiği
belki ameliyat ettirirsin; gitsin diye kalbimin diğer yarısı da.
nerem varsa insan kalan... işte orası acıyor olric...
anlıyormusun! )
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder