28 Şubat 2013 Perşembe

...

Deli bir baş ağrısı ve


Bugün ilk kez iyiki kanıyorum diye düşünüyorum, bileklerini kesip gözlerini kapatmak gibi

İyi ki kanayıp atıyorum bir kısmını acının içimden

Saat 11:58 biz yokuz aslında!

Dışarıda yağan deli bir yağmur var, arka odanın penceresinden seyrediyorum yağan yağmuru

Cennete yağmur yağmazmış öyle söylemiştin! Hatırlıyorum bunu.

Bunca şeye rağmen iyi bir şey mi seni sevmem

İyi bir şey mi gözlerimin ışıması gözlerinde

Ne yaptığımı bilmiyorum

Bir soyunma kabininde tam tamına 15 dk

Gelişigüzel seçilmiş eşyalarla birbirimize bakarken yakalıyorum kendimi,

Eşyalar bana bakıyor ben eşyalara bakıyorum, En sonunda çık git diyor bana bordo bir pantolon! Gidiyorum.

Ne yaptığımı bilmiyorum; Oysa kabinde tek bir ayna yok/tu kendimle yüzleşebileceğim

“Ne yaptığımı bilmiyorum,

İnan bilmiyorum yanına uzanmak istiyorum, yanına uzanayım; geçsin artık! Diyen dizelere takılıp kalıyorum.(umay umay)

Geçmiyor! Hiç bir şey geçirmiyor içimdeki yaranın ağırlığını

Her gün aynı şeyi yapıyorum aynı arabaya binip aynı sahile inip aynı birayı içiyorum

Bunun için hiç kimseden özür dilemiyorum.

Oysa Sen hariç hiçbir şeyi

Merdivenleri üçer beşer çıkmanın sevinci gibi özlemiyorum.

İçimde çok konuşan bi ses, nefesimi tutup

Hayal kırıklıklarımın hepsini açık arttırmaya çıkarıyorum

Yollar, kitaplar, şarkılar, iç çekişleri, iki ayrı dudağın değdiği tek bir şarap şişesi Bitti!

Hala buradayım, hala beni bunca güzel severken bize ne yaptığını görmediğini izliyorum.

8 Şubat 2013 Cuma

KASIM ...

Kasım...
Kasıklarıma doğru kayan bir yıldız olman tesadüf değil.
Yatağıma döküldün ve ben o gece sonsuz savrulmayla bütün eski aşklarımdan ince ince söküldüm...
Hafızamı kaybettim, Korktum, telaşlandım, ağladım ,koşup sağa sola kalbimi sordum; öldüğünü bile bile .. Adımı unuttum, yolunu kaybettim oturduğum evin.
Ve bir titreme gelip yerleşti Kasım'ın orta yerine
Sonra; gecenin hız sınırına yakın durdurdum bedenimi.
Ön camda artık eskimiş bir damadın boğazını sıkan papyonu,
arka koltukta gözyaşlarına boğulmuş bir duvak vardı;
Kasım'ın soğuk bir salonuydu..
Kasım'dan dikiz aynasına yansıyan o gelişi güzel ,
o akıl almaz komplo teorileri kapsamında yorgun düşmüş bir emir kipiydi aşkımız.
Yağan yağmur altında sana geç kalmış ve senden
ve yine senden yana saçmalamış bir aşk tanımıyla yollara düşmek,
yaşadığın her şeyin bilançosunu çıkartmak,
bilançoyu kanlı bir Kılıç kimliğiyle denize fırlatıp atmak . zordu.
Gerçek , Bahaneler arkasına saklanmaya gönüllüyken, gerçek tamda buydu!
Kasımdı.
Bir sadakate yol, bir anlayışa esir,
hiç kutlanılmayacak olan bir zafere sahip olmanın, olabilir görünmenin,
karşıdan karşıya geçmeye çalışan bir adam için hiç bir anlamı yoktu.
O büyük buluşmayı kutsayan,
kutlayan ve için için kıskanan klakson sesleri beynimi yıkarken
bir temastan yola çıkarak önüme sunulan iyiki doğdun tınılarını azdaha silmek ,
az daha silmek ....
bana dokunan , bana temas eden buydu !
Hiç bir şey yokmuş gibi davranmanın, doğruyu söyleyememenin,
itiraf edememenin sıkıntısını fırlatıp atmak zordu.
Zordu çünkü ; Kasım ayının soğuk bir salonuydu.
Bir çocuğun yokuş aşağı kaçırdığı
ve peşinden koşmak yerine sadece arkasından baktığı doğum günü balonuydu! ....

Dipnot ; hayata karşı işlenmiş bütün suçlarındaki kaza süsündüm senin ..